Mezun bir arkadaşımız olan Konuk Yazar Selva Saka’nın İK’ya gönül verme yolculuğunda yaşadıklarını paylaştığı yazısına sayfada yer vermekten mutluluk duyarak, beğenilerinize sunarım.


Bu yazımda; insan  kaynaklarında gerçekten çalışmak isteyen benim gibi arkadaşlarıma ışık tutmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek istedim ve umarım benimle aynı yollardan geçecek olan ya da geçenlere yardımcı olabilirim.

Sanayi Devrimi ile birlikte geleneksel üretim tarzından modern üretim tarzına  geçilmesiyle insana olan ihtiyaç gün geçtikçe artmıştır. İnsan sosyal bir varlıktır noktasından yola çıkarak personel yönetimine ihtiyaç duyulmuş, 1980 sonrası da değişen teknoloji ve ihtiyaçlar doğrultusunda personel yönetimi kendini insan kaynaklarına dönüştürmüştür. İnsan kaynaklarına geçişle birlikte daha stratejik, daha fazla sayıda işlevi ele alan bir yönetim anlayışı doğmuştur. Fakat Türkiye’de insan kaynaklarının tam anlamı ile anlaşıldığını ve pratiğe döküldüğünü kendi gözlemlerim adına söyleyemem. Birçok firma insan kaynakları fonksiyonlarını etkin şekilde uygulamaya dökemiyor. Buna rağmen insan kaynaklarının geleceğini de karanlık görmüyorum. Çünkü gelişen teknoloji ve ihtiyaçlar insana ve insanın yönetimine olan ihtiyacı arttırıyor. O yüzden bu alanda çalışmaya kararlı olan arkadaşlarım kesinlikle benim gibi mücadelelerine devam etmeli.

Evet önümüzde birden fazla engel var. Ülkemizin en temel sorunu haline gelen işşizlik, istihdam yetersizliği, piyasaların genel olarak deneyimli eleman önceliği vs. Sizde benim gibi kariyer portallarında iş kovalıyorsanız bilirsiniz en başlangıç pozisyonlarda bile en az bir yıl deneyim.  Aklınıza hemen şu soru geliyor değil mi “ bana şans verilmedikçe nasıl deneyim kazanacağım?”  Bir buçuk yıldır iş arayan ben de daha bir ay öncesine kadar aynı soruları soruyordum. Ne olacak, hep böyle mi devam edecek…

Şimdi asıl sormam gereken sorunun “kendi şansımı nasıl yaratırım?” olması gerektiğini anlıyorum. Bir ay öncesinde evde oturup kendi imkanlarıyla kendisini geliştirmeye çalışan,  piyasadakilere kendimi tanıtmak yerine bekleyen biriydim. Belki de böyle olmama neden olan en önemli etkenlerden biri de ailemin küçük bir şehirde yaşıyor olmasıydı. Evet evet kesinlikle buydu. Yazımı okuyan arkadaşlarımdan küçük şehirde yaşayanlar varsa beni çok iyi anlıyorlardır. İnsan kaynaklarının daha ne demek olduğunu bile bilmeyen bir ortamda bir buçuk sene iş aradım. Diplomama yetkinliklerime hiç bakmayan, önemsemeyen bunun yerine referanslarımı soran kişilerle iş görüşmesi yaptım. Tüm bunlar beni hayata küstürdü kendime olan inancımı köreltti.Sonra…

Sonra bana gerçekten inanan arkadaşlarım, aile dostlarım ve insan kaynakları alanında yeni mezunlara da öncelik verilmesine inanan birinin desteğiyle bir ay içinde toparladım kendimi. Şimdi bir işe sahip miyim? Hayır değilim ama geleceğe daha emin adımlarla ilerliyorum. Bir ay içinde sekiz tane iş görüşmesine gittim. Mülakatlar bile o kadar çok şey kattı ki bana. Her gittiğim mülakatta bir öncekinden daha emin gidiyorum. Bu da karşı tarafa yansıyor ve olumlu sonuçlar elde ediyorum.

Sizlere tavsiyem mücadelenizden vazgeçmeyin ve kesinlikle olduğunuz yerde oturup beklemeyin. Hayallerinize ulaşmak için emek verin. Emek verdikçe göreceksiniz ki karşınıza beklemediğiniz fırsatlar bir anda çıkıyor. Çıkacak da..

Selva SAKA

15.11.2016 / İSTANBUL