Merhaba bu haftaki yazım şirketlerin resmi olmayan iç iletişim kanalları FISILTILAR üzerine.

Gün geçmez ki bir fısıltı diğer bir fısıltıyı doğursun, bir fısıltı çığ kümesi olsun önünüze konsun ve fısıltıların gerçeğe dönüşmesi için ekipler kurulsun ve örümcek ağları kurulmaya başlansın.

Ne alakası mı var İK ile? İşi insan ve insan ilişkilerinin iş yaşamında sağlıklı yürütülmesi üzerine kurulan bir departman varken gerçek mi değil mi, kimler var kimler, hemen çözüme kovuşturulsunları hiç duymamış gibi yapmayalım 🙂

Maalesef ki günümüz gerçeği bu. Kabul etmek te, etmeyip yokmuş gibi davranmak tamamen bizlere kalmış. Gözlerimizi kapatıp biz de duymazdan gelenlerden mi olacağız, yoksa tamamen kulak kesilerek işleyişe biz de fark etmeden katılacak mıyız? Yoksa sebepleri anlayıp, en aza indirgenmesi için uğraşıp bu konuda bu işlerin birinin takibinde ve araştırmasında olduğunu hissettirip yapanların neden yapmaya çalıştıklarını mı öğreneceğiz?

Seçim tamamen size kalmış olmakla birlikte çözüm olmamayı kabul edip diğer seçeneklere yakın durmak sizin de objektifliğinizi kaybetmenize neden olacaktır.

Tabi öğrendiğiniz anda kişileri çağırıp gel savunmanı ver demek te bir seçenek ki konuyu sadece kağıt üzerinde çözümlemiş görünecek ve fısıltıyı yer altına inmeye zorlamış olacaksınız.

Ne İK’nın kulağı radar gibi olmalı ( işverenin istihbarat ajanlığı olarak değil), ne de en son İK duyarda ki gibi davranacağız. Bir o kadar uzak, bir o kadar yakında olmadığınızı göstermek tamamen tecrübe ve yaklaşımımıza bağlıdır.

Fısıltıların Kazalara Yol açmaması için neler yapmalı, nasıl yapmalı, ne zaman ve kimlerle yapmalı sorularına en uygun cevapları arayarak başlamak ilk tespitimiz olmalı.

Neden bu fısıltılar ortaya çıkar, çıktıklarında sonuçları nerelere kadar gidebilir,  ne amaçla yapılmakta nasıl yapılmakta ve hangi birimlerde yoğunluk kazanıyor en çok bakılması gereken ikinci grup sorularımızdır.

Yapanlarla, seyirci olanlar… Duydum ama beni ilgilendirmezlerle, ben yapıcı değil kulak misafiriyimciler… Biz de hiç olmaz diyenlerle, benim her şeyden haberim olur diyenler… Azı karar çoğu zarar diyenler… Tanıdık gelenler olmadı hiç? 🙂

Eğer halen cevaplarımız, biz de bunlara hiç rastlanmaz çok şükür ise tebrikler… Ayakta uyutuluyoruzun arifesindeyiz. Her kurum, işletme ve yapıda mutlaka olmuştur, olacaktır… Önemli olan nasıl yönetildiği, çıkmadan nasıl engellenebileceği ve mevcuttakilerin en aza indirgenmesi için nasıl yollar izlediğidir. Biriminiz ve iletişim şekilleriniz ile çözümlerinizin belirleyicisi bu duruş ve gösterdiğiniz çözümler olacaktır. Fısıltılar karşısında en önemli yardımcınız duruşunuz olacaktır.

Benden duymuş olmayın!!!  “ Yazılarımı keyifle yayınlamaya devam edeceğim” 

Özkan BAŞAK

İK Müdürü , Eğitmen, Profesyonel Koç

28.11.2016 İstanbul