Merhaba bu haftaki yazımızın konusu en çok karşılaştığımız konulardan biri olan Krizler ve Krizlerde İK’nın üstlenmesi gerekli roller üzerine olacaktır.

Kriz denince malum, ülkemizde yaşanan geçmiş tecrübeler ve iş hayatında sürekli küçülme, çalışan azaltımı ve maaşları ödeyememe gibi konular ilk akla gelse de organizasyonlar için belirli tanımlı süreçlerdeki akışı etkileyen her şey kriz olarak değerlendirilmelidir diye düşünüyorum. Krizler de çeşitlidir.

  • İletişim sebepli krizler,
  • Maddi ve manevi krizler,
  • Yetki krizleri,
  • Sorumluluk krizleri,
  • Boş vermişlik sonucu oluşan krizler,
  • Yönetme veya yöneteme kaynaklı krizler,
  • By-pass hareketler sebepli krizler ….

Günlük akış ve uygulamaları etkileyen aynı anda farklı bölümlerin iş yapışını kilitleyen ve hızlı bir şekilde yayılarak panik havası yaratan her süreç kriz olarak değerlendirilmeli ve sonrasında buna göre çözümler geliştirilerek çıkması ya önceden önlenmeli ya da vaka ve simülasyon çalışmaları ile aksiyon alınmalıdır.

Günümüzde iletişimim teknoloji odaklı değişimi sonucu en ufak sıkıntılı konu bile bırakın sosyal medyada, organizasyon içindeki sosyal ağlarda inanılamayacak kadar hızla ilerlemekte.

  • Birilerinin bu süreçleri ön görüyor olması,
  • Bu süreçlerde ilk müdahalede bulunması,
  • Olay öncesi, anı ve sonrasında sahada olduğunu göstermesi,
  • Aksiyonlara öncülük etmesi,
  • Sorunları yerinde, neden-sonuçlarına göre irdelemesi,
  • Sorunu, alacağı önlemlerle yerinde oluşmadan kapatması gibi görevleri mutlaka birilerinin üstelenmiş olması gerekir. Bilin bakalım kimde olmalı bu görevler?

Tabi ki İK derdim ama ortada bir başarı varsa nasıl takım halinde gurur duyuyorsak sıkıntılarda da sorunu beraberce kucaklamalıyız. Burada İK’nın önceliği diğer birimlere göre havayı koklayan, sahada olan, iletişimde bulunan, çalışana dokunan departman olma özelliğinden dolayı erken uyarı sistemi ilk sinyalleri alıyor ve aktarıyor olmasıdır. Deprem ve Tsunami için bile erken uyarı ve takip sistemleri varken fiziken sınırları belirli, davranış ve uygulamalarda az çok kestirilmesi gereken konular daha görece netken neden krize krize yakalanmış olalım ki.

İK ‘nın icracı birim olma özelliği olan departmanlar biri olması sonucu Krize Krizde yakalanma gibi bir lüksümüz olamaz, olmamalı da. Hani biz havayı kokluyorduk, hani biz sahayı dolaşıyorduk, hani her bilgi bize akıyordu ne oldu da krizi en son biz algıladık.

Bunun adı bir dizi ismi gibi En Son İK Duyar dan başka bir şey değildir.

  • Kuracağımız iletişimle,
  • Kontrol listelerimiz ve uygulamalarımızla,
  • Saha kontrol ve katılımlarımızla,
  • Sadece işleyişte değil gerçekte de çalışana dokunmamızla,
  • Gerekli zaman ve miktarda müdahalelerle,
  • Yedekleme ve güçlendirmelerle,
  • Sorunu çıkmadan tanımlayabilme becerisi ile,

Kriz senaryoları ve örnek olay çalışmaları ile krizde alabileceğimiz etkin rolleri bir nebze de olsa çizmiş olabileceğimi düşünerek, keyifli pazarlar ve iyi okumalar dilerim.

Sevgi ve Saygılarımla,

Özkan BAŞAK

22.04.2017 İstanbul