İnsan Kaynakları ile ilgili Mektup Tadında Paylaşımlar

Konuk Yazarlar

Bu haftaki konuk yazarım üniversite öğrencisi olan Mizgin Bayam.

OLMAK İSTEDİĞİMİZ KİŞİ Mİ? YOKSA OLUNMASI GEREKEN KİŞİ Mİ ?

Bu yazımı henüz üniversiteden mezun olmamış ve mezun olduğu zaman tüm iş başvurularında yolu muhakkak ki insan kaynaklarından geçecek ve işe alım uzmanları ile diyalog haline girecek bir birey olarak yazıyorum ve aslında birçok öğrencinin sesini yazıya dökmek istiyorum.

Okul hayatı sona ermiş, iş aramakta olan ve mezun olmak üzere olan birçok gencin hayali başvuru yaptığı şirketin insan kaynaklarından olumlu sonuçlar almaktır.  Genellikle başvurulara gitmeden önce yapılacak olan mülakatı çok düşünüp, acaba ne sorarlar? Nasıl cevaplar versem? diye düşünürüz. Ne söylesem de etkilesem, nasıl davransam gibi düşüncelerle  özlüğümüzü kaybedip olması gereken yada olunması istenilen bir kişi haline bürünürüz.

Peki bu hangi sebepler sonucu ortaya çıkar?

Çevremizdeki işsizlik oranı ve çok sık duyduğumuz işe alımdaki yüksek kalite standartlarını(!)  göz önünde bulundurursak; ideal kişi olma çabası içerisinde olmak, bizi istediğimiz gerçek kişiden uzaklaştırabilir.

Üniversiteden yeni mezun olmuş veya olmak üzere olan bir genci baz alırsak; görüşmeye gideceğimiz  ilk iş başvurusunda; bizden okuduğumuz meslekle alakalı, deneyim ve yüksek donanım beklentilerini sadece okul hayatı içerisinde yaptığımız staj ile karşılayabiliriz.

Peki biz İK’dan ne bekleriz?

Aslında biz İK’dan ve işe alım uzmanlarından işe alınacak kişinin nereden mezun olduğunu ve kaç ortalamayla okulu bitirdiğini sormalarındansa; o kişinin işe girmeden önce hayatında neleri başardığını, takım çalışmaları içerisinde bulunup bulunmadığını, ona sağlanan imkanları nasıl değerlendirdiğini, sorumluluk duygusunu, insanlara hitap ve davranış şekli gibi motivasyon arttırıcı ve takım arkadaşlarıyla bir bütün olarak çalışmaya teşvik edecek nitelikleri göz önünde bulundurmalarını bekleriz. Çünkü çalışanın ortama adaptasyonu önemlidir diye düşünüyorum ve adaptasyon sürecinde takım arkadaşlarını kötü etkilemeyip, verim arttırması da bu durumla paraleldir. Bu veriler doğrultusunda kişi gireceği ortam içerisinde yoğrulur ve hangi bilgi birikimiyle gidiyor olursa olsun verilecek olan yeni görevde yaratıcılığını ön planda tutup sorumluluk duygusuyla o işi istenilen kıvama getirebilir diye düşünüyorum.

İK’nın insan ilişkilerinin iyi olduğunu düşünerek şunu söyleyebilirim.  Kişiye olması gereken ideal kişiden ziyade olmak istediği yaratıcı kimliğini kaybettirmeyecek şekilde sorular sorup kişiye güvenli bir ortamda olduğu hissi vermesi gerekir.

Mizgin Bayam

28/01/2017

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: